Her Sonun Başı, Her Başın Sonu

Leylâ İpekçi’nin son kitabı Canım Dosta Gider’den Mevlid Kandili vesilesiyle doğumun anlamlarını arayan bir yazı:

Yürüyüş usul usul. Geceyle gündüzün birbirinden çıkarılışı gibi, başa dönmekle sona ulaşmak, iki ucu birbirine bağlamak için; 12 Rebiülevvel!

Sevgili isen doğduğun gün ile göçtüğün gün bir. Bunu bir yaprağa yazmak. Tarihten öte bir manâ. Seven ile sevilenin, öven ile övülenin bir olduğu. Ölmeden önce ölenlere kutlu doğum müjdesi. ‘Sen olmasaydın’sözünün muhatabı, ‘âlemlere rahmet’in anlamı. Sevgili’nin zuhuru. Mevlid kandili. Kan pıhtısından usul usul gelen can, rahimden çıkıyor, insan olmaya yürüyor, Adem’in içinde Resulullah sırrına kavuşuyor. Evvel ahire yürüyor. Ahir evvelden hayırlı!

İçimiz dışımız kan çanağı oysa yine. Battıkça batıyoruz. Battığımız kendi kanımız. Oluk oluk dökülerek de olsa, bu insan sırrı, bir başka bilgide kan pıhtısından can çıkarıyor.

Sevmek her sonun başı, her başın sonu. Ta dibinde hakikat çanağının, senin canın benim canım. Varlığın her aşamasında, her şey kurban olmakta, kendi kemâline doğru, usul usul.

Kavuşmanın böylesi, hak ile, hakkıyla olanıdır. İşte barış. Adalet. İşte selâm. Teslimiyet. Barışı kelimelerle istemekten öte bir amel bu. Bizzat barış olmak. Elimizle, dilimizle, yüzümüzle, gözlerimizle. Baştan aşağı bir yok oluşla kavuşuyoruz hakikatin nuruna. Varlık oluyoruz.

Hakkına girdiğimiz, borçlu kaldığımız ne varsa, gelip buluyor bizi, bulacak. Bulmakta. Zira bir parmak boşluk yok. Hakkıyla direnmenin de, haksız yere kan dökmenin de nefsimizde karşılığı mevcut. Adaletsizce yaptığımız ne varsa, nefsimizden bir suret olarak geliyor karşımıza.

Sevmek ise yerli yerine koymaya başlıyor her şeyi. Kan çanağının en dibinde de, en dışında da sevmek farz. Kılıç sallarken bile. Sonsuzluğu ters yüz ediyor sevmek. “Zaman döndü dolaştı, yerin ve göklerin ilk yaratıldığı güne döndü…” Sevmek gece yürüyüşü gibi anlık. Elli bin yılı bir anda kat ettiriyor sevene!

Ve bu yüzden sevmek kesintisiz devam ediyor. Nefsin ruha yürüyüşü gibi. Ilık döşeğinden son ağaca dek. Ki onun da sonrası var. Enfüsten afaka, yine içeriye, yine dışarıya. Yükseliş tevazu yönünde. Kaynağa doğru. Güzele doğru.

Güzellik tamam oldukça, gönül hiçbir şeyi inkâr edemiyor, sevmediklerini de içine alıyor, öğütüyor. En büyük günah, gönlündekini inkâr etmek olsa gerek. Güzelin tamamlanışı sevmekle gerçekleşiyor. Sevebilen görüyor ancak güzeli. Seven kişi, her azasıyla görüyor. Gönül oluyor baştan aşağı. Sevmek tüm âlemleri yerli yerine oturtuyor. Gerçeklerin evi doğmaz dolanmaz bir güneşle aydınlanıyor.

Kâinata sığmayan mümin kalbe sığacak hâle geliyor. İnsanda genişlik yaratıyor güzellik. İşte zirvesi Resulullah olan kâmil insana ulaşabildiğimiz ve kâmil bir imanla güzelleşebildiğimiz ölçüde bir nur medeniyeti tahayyül edebiliyoruz. Bir ‘kendini bilenler’ medeniyeti. Gecesi gündüzü aydınlık!

“Bilin ki Allah’ın Elçisi aranızdadır” ayeti bu yüzden Cili’nin “Resulullah’ın (sav) her surette bir suret bulma makamı vardır ve bu hâliyle O, sûretlerin tümünde tecelli eder” sözü üzerinden canlı bir tefsir yaşatıyor. Taliplere, sevenlere, kendi nur-ı Muhammedî’sine kavuşmaya niyet edenlere. Ya da nasibi olanlara. Ki nasip de bir sır.

Onun, ‘zamanın en kâmili suretinde görülmesi’nin anlamlarını nefsimizin katmanlarında yaşamaya başladıkça ‘aramızda olması’nın bir hatıraya veya tarihsel bir vakıaya sığmayacağını idrak etmeye başlıyoruz. “Beni gören O’nu gördü” buyurmasının sırrını döküp saçmadan taşıyanların emaneti korunmaktadır. Allah dostları bunun için var.

Bu ezelden ebede devam eden silsileye ismini yazdıran insan-ı kâmil’i (gerçek mürşidi) okumakla ol hakikati kendilerinde toplayan Resulullah’a canını feda etmenin anlamları içinde yüzüyor talipler. Gecenin içinde hep yanıyor kandil. Âşıkların canına can katıyor dökülen kan. İbn Arabi’den mealen; “Musa’dır diye Firavun tarafından katlettirilen her bebeğin kanının Musa’ya can katması” gibi.

“Bu gelen ilm-i ledün sultanıdır / Bu gelen tevhid ü irfan kânıdır (…) / Bu gece şâdân olur erbâb-ı dil / Bu geceye cân verir ashâb-ı dil.”

Kitabı incelemek için buraya tıklayabilirsiniz…

Mustafa Tatcı: Türk-İslâm kültürü meşk kültürüdür

6 Kasım 2019

Mevlid'i Yaşayanlar Mânen Yeniden Doğacaklardır

6 Kasım 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir