Edebiyat tarihimizde Hüsn ü Aşk’a nazire ya da ondan mülhem yazılan eserler arasında en dikkat çekeni Refî’nin 1205/1791’de kaleme aldığı Cân u Cânân olarak tanınan Nazm-ı Dekâyık mesnevisidir. Cân u Cânân’ın kaleme alınış sebebi de şöyle anlatılır:

Refî’, Hayrâbâd’ı biraz sade yazdığı eleştirisinde bulunsa da Nâbî’ye sahip çıkar. Şeyh Gâlib’in ona benzer hoş bir eser yazdığını ve onun güzelliğini de inkâr edemeyeceğini söyler. Gâlib’in şairliğini yahut Hüsn ü Aşk’ın değerini reddetmez ancak daha önce vefat eden Nâbî’yi ağır bir dille eleştirmesini de doğru bulmaz. Refî’, Nâbî’yi kınamadan kurtarmak, Şeyh Gâlib’in Hüsn ü Aşk’ta söylediği “Beş beytine bir nazîre söyle!” iddiasına cevap vermek ve adını dünyada kalıcı kılmak şeklinde özetlenebilecek amaçlarla Cân u Cânân’ı yazar.

Cân u Cânân nazire geleneği çerçevesinde Hüsn ü Aşk ile aynı konuda ve aynı vezinle yazılmıştır. Tam bir nazire olabilmesi için Hüsn ü Aşk’ın tarzı esas alınmış ve hikâyenin kurgusu korunmuştur. Hikâyenin ayrıntılarında küçük değişikliklere gidilmiş, az da olsa ekleme ve çıkarmalar yapılmıştır. Kişilerin rollerinde ise isimler dışında bir farklılık göze çarpmaz. Refî’, Hüsn ü Aşk’taki beyitleri taklit etmemiş, aynı konuyu kendi üslubuyla, orijinal ve farklı benzetmelerle işlemiştir.

*

Prof. Dr. Kaplan Üstüner’in yayına hazırladığı bu kitapta eserin hem orijinal metni hem de günümüz Türkçe’sindeki karşılığı okura sunuluyor. Ayrıca, klasik Türk şiir zevkinin inceliklerini bünyesinde barındıran, hemen hemen her kelime ve terkibin çeşitli anlam katmanlarında kullanıldığı Cân u Cânan’ın son bölümünde de eserin daha iyi anlaşımlası için birtakım açıklamalar yer alıyor.

Yorumlar

Hiç yorum yapılmamış

“Cân u Cânân” için ilk yorumu siz yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir