‘Zahirin neyse batının da odur’ der bizim Yûnus

Mustafa Tatcı Hocanın Yûnus Emre literatürüne en büyük katkılarından biri de Risâletü’n-Nushiyye Şerhi. H Yayınlarından “Yûnus Emre’den Yolcuya Öğütler” adıyla çıkan kitap, hem bu kıymetli eserin macerasını hem de Yûnus’un şiirlerini ve Mustafa Tatcı tarafından yapılan şerhleri ihtiva ediyor.
  • 1 / 16

Mustafa Tatcı Hocanın Yûnus Emre literatürüne en büyük katkılarından biri de Risâletü’n-Nushiyye Şerhi. H Yayınlarından “Yûnus Emre’den Yolcuya Öğütler” adıyla çıkan kitap, hem bu kıymetli eserin macerasını hem de Yûnus’un şiirlerini ve Mustafa Tatcı tarafından yapılan şerhleri ihtiva ediyor.

  • 2 / 16
Yûnus Emre -pek çok yazmada başlıksız bir şekilde yer alan- Risâletü’n-Nushiyye’yi aruzla yazmış. Ancak dil açısından buradaki şiirleri diğerlerinden farklı değil. Hatta Mustafa Tatcı’ya göre Yûnus burada da “Türkçeyi kanatlandırmış, kelimelere kat kat anlamlar giydirerek derdini en kısa yoldan anlatmayı başarmıştır”.

Yûnus Emre -pek çok yazmada başlıksız bir şekilde yer alan- Risâletü’n-Nushiyye’yi aruzla yazmış. Ancak dil açısından buradaki şiirleri diğerlerinden farklı değil. Hatta Mustafa Tatcı’ya göre Yûnus burada da “Türkçeyi kanatlandırmış, kelimelere kat kat anlamlar giydirerek derdini en kısa yoldan anlatmayı başarmıştır”.

  • 3 / 16
Mustafa Tatcı’nın ifade ettiğine göre Risâletü’n-Nushiyye, Yûnus’un ilahilerindeki ahenk ve incelikten yoksun. Yazar bunun sebebini eserin didaktik olmasına bağlıyor. Buna karşın soyut konuları işleyen eserde sembolizm ve alegori mükemmel bir şekilde kullanılmış.

Mustafa Tatcı’nın ifade ettiğine göre Risâletü’n-Nushiyye, Yûnus’un ilahilerindeki ahenk ve incelikten yoksun. Yazar bunun sebebini eserin didaktik olmasına bağlıyor. Buna karşın soyut konuları işleyen eserde sembolizm ve alegori mükemmel bir şekilde kullanılmış.

  • 4 / 16
Mesnevi tarzında kaleme alınan Yolcuya Öğütler, bir edeb kitabı ve şair, eserinde seyr u sülûka dair öğütler vermekte. Bu doğrultuda Yûnus temel altı konuyu işler eserinde: Ruh ve akıl, kibir ve kanaat, buşu ve gazap, sabır,  buhl ve hased, gaybet ve bühtân. Eserde üzerinde durulan konu ağırlıklı olarak nefsi ve ruhi haller, nefs-i emareden nefs-i safiyyeye yolculuk yapan saliklerin iç dünyalarıyla ilgilidir.

Mesnevi tarzında kaleme alınan Yolcuya Öğütler, bir edeb kitabı ve şair, eserinde seyr u sülûka dair öğütler vermekte. Bu doğrultuda Yûnus temel altı konuyu işler eserinde: Ruh ve akıl, kibir ve kanaat, buşu ve gazap, sabır, buhl ve hased, gaybet ve bühtân. Eserde üzerinde durulan konu ağırlıklı olarak nefsi ve ruhi haller, nefs-i emareden nefs-i safiyyeye yolculuk yapan saliklerin iç dünyalarıyla ilgilidir.

  • 5 / 16
Ayrıca eserden 13. ve 24. asır Anadolu Türklüğünün din, zühd ve takva, ilahi aşk, irfan ve melamet görüşleri hakkında bilgilere ulaşmak da mümkün. 6 nüshası mevcut olan Risâletü’n-Nushiyye’de Yûnus, savaş ve baskınlardan tedirgin olan bir topluma hitap etmektedir.

Ayrıca eserden 13. ve 24. asır Anadolu Türklüğünün din, zühd ve takva, ilahi aşk, irfan ve melamet görüşleri hakkında bilgilere ulaşmak da mümkün. 6 nüshası mevcut olan Risâletü’n-Nushiyye’de Yûnus, savaş ve baskınlardan tedirgin olan bir topluma hitap etmektedir.

  • 6 / 16
Bu toplum beyitlerden anlaşıldığı kadarıyla üç gruptan müteşekkil:
1) Hayatları toprak ve suya bağlı sakin köylüler;
2) Moğol istilası sırasında Anadolu’ya gelmiş göçebe ve akıncılar;
3) Varlıklarını Tanrı’ya adamış veliler ve dervişler.

Bu toplum beyitlerden anlaşıldığı kadarıyla üç gruptan müteşekkil:
1) Hayatları toprak ve suya bağlı sakin köylüler;
2) Moğol istilası sırasında Anadolu’ya gelmiş göçebe ve akıncılar;
3) Varlıklarını Tanrı’ya adamış veliler ve dervişler.

  • 7 / 16
Son olarak Yûnus Emre’nin kendileyin Allah’ın hikmetini açıkladığı, eşyanın hakikatine dair dizeler fısıldadığı “Yunus Emre’den Yolcuya Öğütler” kitabından tadımlık 10 beyit ve şerhi:

Son olarak Yûnus Emre’nin kendileyin Allah’ın hikmetini açıkladığı, eşyanın hakikatine dair dizeler fısıldadığı “Yunus Emre’den Yolcuya Öğütler” kitabından tadımlık 10 beyit ve şerhi:

  • 8 / 16
“Gözi görmez kişi sevgüden ırak
Kanı dost kandasın sen gözün aç bak”
(Gözü görmeyen, gördüğünün kim olduğunu fark etmeyen kişi sevgiden de uzaktır. Hani dost nerede, sen neredesin?  Gözünü aç da bak.)
Bu beyti şöyle de anlamak mümkündür:
Sevgiden uzak olan kişini mana gözü de görmez / kördür! / Hani dost nerede, sen nerdesin, aç gözünü bak.
Bir merhalede seven sevdiğine itaat eder. Daha ileri bir merhalede  seven sevdiğinde yok olur. Yûnus “dost nerede, sen neredesin” diye sorarken ham insanın tam bir gaflet içinde olduğunu beyan eder. Halbuki varlık Allah’ın nuruyla çepeçevre kuşatılmıştır. Göz açılıp bakılınca O’nun nurundan başka bir şey görülmeyecektir.

“Gözi görmez kişi sevgüden ırak
Kanı dost kandasın sen gözün aç bak”
(Gözü görmeyen, gördüğünün kim olduğunu fark etmeyen kişi sevgiden de uzaktır. Hani dost nerede, sen neredesin? Gözünü aç da bak.)
Bu beyti şöyle de anlamak mümkündür:
Sevgiden uzak olan kişinin mana gözü de görmez / kördür! / Hani dost nerede, sen nerdesin, aç gözünü bak.
Bir merhalede seven sevdiğine itaat eder. Daha ileri bir merhalede seven sevdiğinde yok olur. Yûnus “dost nerede, sen neredesin” diye sorarken ham insanın tam bir gaflet içinde olduğunu beyan eder. Halbuki varlık Allah’ın nuruyla çepeçevre kuşatılmıştır. Göz açılıp bakılınca O’nun nurundan başka bir şey görülmeyecektir.

  • 9 / 16
“Sâdkdur togrulıkda eyü kişi
Togurlık dirliği ebedi kalur”
(İyi insan doğruluk konusunda sadıktır, samimidir. Doğruluk kötü işleri düzeltip iyi eder.)

“Sâdkdur togrulıkda eyü kişi
Togurlık dirliği ebedi kalur”
(İyi insan doğruluk konusunda sadıktır, samimidir. Doğruluk kötü işleri düzeltip iyi eder.)

  • 10 / 16
“Neyise zâhirün bâtinun oldur
Neyise endişen ol yana yoldur”
(Zahirin neyse batının da odur. Ne düşünüyorsan yolun da o tarafadır.)
İnsan ne düşünüyorsa öyle yaşar, nasıl yaşarsa o tarafa yönelir. Bu yöneliş dünyada olduğu gibi mahşerde de devam eder. Nitekim Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz; nasıl ölürseniz öyle haşrolursunuz.”

“Neyise zâhirün bâtinun oldur
Neyise endişen ol yana yoldur”
(Zahirin neyse batının da odur. Ne düşünüyorsan yolun da o tarafadır.)
İnsan ne düşünüyorsa öyle yaşar, nasıl yaşarsa o tarafa yönelir. Bu yöneliş dünyada olduğu gibi mahşerde de devam eder. Nitekim Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz; nasıl ölürseniz öyle haşrolursunuz.”

  • 11 / 16
“Gerek fâni cihandan dartınasın
Muhâlif işleründen hep yunasun”
(Bu yokluk dünyasından gönlünü çekmeli Hakk’a ve hakikate uygun olmayan bütün işlerinden yumalı, arınmalısın.

“Gerek fâni cihandan dartınasın
Muhâlif işleründen hep yunasun”
(Bu yokluk dünyasından gönlünü çekmeli Hakk’a ve hakikate uygun olmayan bütün işlerinden yumalı, arınmalısın.

  • 12 / 16
“Yüri imdi mede iste ‘akıldan
Esîr olmiş kişisin bunca yıldan”
(Şimdi yürü, akıldan yardım iste. Bu kadar yıldır kibre esir oldun.)
Akıl iki yönlüdür. Rûha meylederse kurtuluşa reçete verebilir. Nefse meylederse kibir ve kin bataklığına saplanıp kalır.

“Yüri imdi medet iste ‘akıldan
Esîr olmiş kişisin bunca yıldan”
(Şimdi yürü, akıldan yardım iste. Bu kadar yıldır kibre esir oldun.)
Akıl iki yönlüdür. Rûha meylederse kurtuluşa reçete verebilir. Nefse meylederse kibir ve kin bataklığına saplanıp kalır.

  • 13 / 16
“Deniz olanlar gevher ne muhâl
Dür ü sadef ana yâ zer ne muhâl”
((Gönlü/deniz olanlara gevhere ulaşmak imkansız değildir, Bırakınız altını, ona inci, sadef layıktır.)
Deniz vahdet âlemi, gevher onun hakikatidir. Altın makam-ı safiyyenin, inci de Muhammedî hakikatin remzidir. Gönül arınınca doğal olarak hakikat-i Muhammediyye’nin mahalli olur.

“Deniz olanlar gevher ne muhâl
Dür ü sadef ana yâ zer ne muhâl”
(Gönlü/deniz olanlara gevhere ulaşmak imkansız değildir, Bırakınız altını, ona inci, sadef layıktır.)
Deniz vahdet âlemi, gevher onun hakikatidir. Altın makam-ı safiyyenin, inci de Muhammedî hakikatin remzidir. Gönül arınınca doğal olarak hakikat-i Muhammediyye’nin mahalli olur.

  • 14 / 16
“Bakar ölü gibi gözün nûrı yok
Özini görmeyen ne göre ayruk”
(Gözünün nuru yok ölü gibi bakar. Özünü, aslını göremeyen başka ne görebilir?)
Varlık bir vûcuddur, Kim ne görürse kendi vücudundan başkası değildir. Eşyayı Hak’tan ayrı göre Hak’tan ayrıdır.

“Bakar ölü gibi gözün nûrı yok
Özini görmeyen ne göre ayruk”
(Gözünün nuru yok ölü gibi bakar. Özünü, aslını göremeyen başka ne görebilir?)
Varlık bir vûcuddur, Kim ne görürse kendi vücudundan başkası değildir. Eşyayı Hak’tan ayrı gören Hak’tan ayrıdır.

  • 15 / 16
“Gönül erün ögüdin koma elden
O kurtarır seni dürlü fi’ilden”
(Gönül! Erenin öğüdünü elden bırakma / terk etme. Seni nefs-i emareye ait türlü düşüncelerden ancak o kurtarır.)
Beyitteki türlü fiilllerden maksat kin. Kibir, öfke, gazap, şehvet, cimrilik gibi emmâre nefse ait sıfatlardır. Bunlar Hak erenlerin sohbet ve telkinleriyle yavaş yavaş dönüşür ve tevhide uyum sağlar gider. Fakat her şeyin başı niyettir. Nefs terbiyesi kabulle başlar.

“Gönül erün ögüdin koma elden
O kurtarır seni dürlü fi’ilden”
(Gönül! Erenin öğüdünü elden bırakma / terk etme. Seni nefs-i emareye ait türlü düşüncelerden ancak o kurtarır.)
Beyitteki türlü fiilllerden maksat kin, Kibir, öfke, gazap, şehvet, cimrilik gibi emmâre nefse ait sıfatlardır. Bunlar Hak erenlerin sohbet ve telkinleriyle yavaş yavaş dönüşür ve tevhide uyum sağlar gider. Fakat her şeyin başı niyettir. Nefs terbiyesi kabulle başlar.

  • 16 / 16
“Neyise dirligün oldur ölümün
Bugünkü gün durur yarıngı günün”
(Hakk’ı idrak eden erenlere bugün veya yarın diye bir şey yoktur. Onlar hesaplarını ölmeden vermiş, rûh-i vâsilîn olmuşlardır. Sen  de işini bugün / yaşarkeni hal-i hayatında bitir, sülük çıkar / artık yolu uzatma.)
Burada ne biriktirdiysen karşına çıkacak olan odur. Özetle söyleyelim. Kazandığın suret  Azrail’in olur alıp götürür sen. Hemen mahşerde öylece dirilirsin de haberin bile olmaz.  Biz insanalara “eyvah” demeden “Allah” demek, kul olup kül olmak gerektiğini “ehlullah” ikaz etmiş durmuştur.  Mahi Çelik

“Neyise dirligün oldur ölümün
Bugünkü gün durur yarıngı günün”
(Hakk’ı idrak eden erenlere bugün veya yarın diye bir şey yoktur. Onlar hesaplarını ölmeden vermiş, rûh-i vâsilîn olmuşlardır. Sen de işini bugün / yaşarken hal-i hayatında bitir, sülûk çıkar / artık yolu uzatma.)
Burada ne biriktirdiysen karşına çıkacak olan odur. Özetle söyleyelim. Kazandığın suret Azrail’in olur alıp götürür seni. Hemen mahşerde öylece dirilirsin de haberin bile olmaz. Biz insanlara “eyvah” demeden “Allah” demek, kul olup kül olmak gerektiğini “ehlullah” ikaz etmiş durmuştur.

Mahi Çelik

Yeni kitap: Yûnus Emre'den Yolcuya Öğütler

1 Mart 2020

Aslınur Akdeniz Brehmer: Tasavvufi eserler; nazlıdırlar edeple muamele görmeyi isterler

1 Mart 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir